Bugün televizyonda çok fazla seyirciye hitap eden, “Diriliş Ertuğrul” dizisi, Osmanlı Tarihi döneminde yaşamış olan Ertuğrul Gazi’yi anlattığı düşünülmektedir. Peki, Diriliş Ertuğrul da Ki Ertuğrul Gazi İle Osmanlı Tarihindeki Ertuğrul Gazi Aynı Mı? Sorusunun cevabını sizlere vermek istiyoruz.

Devlet Fikrinin Babası

Osmanlı sultanları arasında sayılmayan Gazi, Osmanlı Devleti’nin temellerini oluşturan bir aşiretin Anadolu’ya yerleşmesinde önemli rol oynamıştır. Bu bakımdan araştırmaya değer gördük. Şimdi sizlere Ertuğrul Gazi’nin hayatı hakkında bilgi vereceğiz.

Ertuğrul Gazi’nin Hayatı

Ertuğrul Gazi’nin kesin olarak doğum tarihi bilinmese de son araştırmalara göre 1191 yılında doğduğu kabul edilir.

Ertuğrul Gazi'nin Hayatı
Ertuğrul Gazi’nin Hayatı

Ertuğrul Gazi, Osmanlı Aşiretini Beylik haline getiren Osman Bey’in babasıdır. Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Alp olarak bilinse de bazı kaynaklarda Süleyman Şah olarak da bilinmektedir. Lakin son bulunan belgelere göre daha çok Gündüz Alp’in Kayıların beyi olduğunu doğrular biçimdedir. Gündüz Alp’in babası ise Kaya Alp dir. Bu kişiler Kayı Han aşiretinin beyleridir.

Soyu Oğuzlardan Gelme..

Kayı Han aşireti aslında Oğuzların Günhan kolundan gelir. Malazgirt Savaşından sonra yerleşmek için akın akın Anadolu’ya gelen Türk boyları arasında Kayılar da bulunmaktaydı. 14 ve 15. Yüzyıllarda Kayılar önce Horasan taraflarına yerleşmiştir. Moğolların Anadolu’ya yönelik istilalarının başlaması üzerine Harzemşahlarla birleşerek, Moğol istilasına karşı koymuşlardır. Harzem Şahı Celaleddin Mengübirti arkadan vurulup şehit edildikten sonra Merv-Mahan yoluyla Van Gölü kıyısındaki Ahlat’a yerleşmişlerdir.

Kayı aşireti Horasan’dan 50 bin kişiyle hareket ettiği bazı kaynaklarda belirlense de, ne kadarının sağ salim vardığı bilinmemektedir. Çünkü Kayılar, yol boyunca hem düşman kabilelerle hem de Moğollarla savaşmak zorunda kalmışlardır. Bilinmesi gerekir ki her savaşın sonunca ciddi kayıplar verilmiştir.

Soyu Oğuzlardan Gelme..
Soyu Oğuzlardan Gelme..

Kayı Aşireti Ahlat da dokuz yıl kaldıktan sonra Moğolların her şeyi yakıp yıkarak buraya gelmesi üzerine yeniden göç etmek zorunda kaldılar. Önce Erzurum’a, oradan Erzincan’a ve sonunda Amasya’ya geldiler. Bu esnada Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Alp, Ankara yakınlarında bulunan Kırka köyünde hayata veda etmiştir.

Babası öldükten sonra Ertuğrul Gazi, aşiret beyliğine getirildi. Büyük oğlu Saruyatı Savcı Bey’i, Selçuklu Sultanı Alaüddin Keykubad’a gönderdi. Yerleşebilecekleri bir yurt istedi. Selçuklu Sultanı Keykubad, Ankara yakınlarında bulunan Karacadağ’ı yurt olarak verdi. Ancak Ertuğrul’un ağabeyleri Sungur Tekin ile Gündoğdu, eski yurtlarına döneceklerini bildirip aşiretin büyük bir kısmını Ertuğrul Gazi’den ayırdılar. Ertuğrul Gazi, kardeşi Dündar Bey ile birlikte kendisine inanıp gelen 400 çadır halkıyla Anadolu’nun batısına doğru yola çıktılar.

Selçuklu Ordusuna Yardım Ettiler

Yolculukları esnasında savaşan iki orduyla karşılaştılar. Bir yanda Selçuklu Sultanı Alaüddin Keykubad’ın ordusu, diğer tarafta ise Moğol ordusu vardı. Selçuklu ordusu yenilmek üzereydi ki Ertuğrul Gazi aşiretin ileri gelenlerini toplayarak ne yapmaları gerektiğini sordu. İleri gelenler:

Biz Müslüman’ız, Moğol putperesttir. Elbette hem Müslüman olan hem de bize ülkesinden toprak veren Selçuklu Sultanına yardımımızı esirgememeliyiz..” demişlerdir.

Selçuklu Ordusuna Yardım Ettiler
Selçuklu Ordusuna Yardım Ettiler

Savaşlarda tecrübe kazanmış yiğitler, savaş alanına fırtına gibi girdiler. Her iki ordu da yorgundu. Bu taze kuvvet savaşın seyrini birden değiştirdi. Bu ordu Selçuklulara bir anda büyük bir zafer kazandırdı.

Bu sonuca aşırı sevinen Selçuklu Sultanı, Ertuğrul Gazi’nin aşiretine Söğüt kışlağıyla Domaniç yaylağını verdi. Ertuğrul’u da uç beyi tayin etti. Bir başka rivayete göre de Söğüt ve Domaniç’i Ertuğrul Gazi savaşarak almıştır.

Buraya yerleşen Kayı aşireti boş durmayıp, hem Moğollarla hem de İznik Rum İmparatoru Teodor Laskaris’in askerleriyle savaşmak zorunda kalıyordu. Etrafı Bizans kaleleriyle çevrili olduğundan dolayı, dikkatli davranıyordu.  Bu durum bir oluş hareketiydi. Artık devletin çekirdeği atılıyordu. Zamanla büyüyecek, genişleyecek ve üç kıtaya yayılacaktı.

Ertuğrul Gazi’nin Rüyası

Kayıların başka taraflara değil de illa Batı Anadolu’ya gelmeleri dikkat çekicidir. Bu seçimde de din adamlarının rolü büyük olmuştur. Horasan erenleri ya da erleri ve Ahi teşkilatına mensup akıncılar, Kayı aşiretine yol göstericilik yapıyorlardı. Ertuğrul Gazi yaşamı boyunca din büyüklerine danışmadan, ileri gelenlerin ve yaşlıların fikrini almadan hiçbir iş yapmadığı meşhurdur. Bazı tarihçiler şöyle bir rüya gördüğünü dile getirirler;

“Allah’ın sevgili kulunun görebileceği bir rüya olan bu rüyada, Kayı aşiretinin işareti sayılan kartalın havalandığını, kanatlarının bütün dünyayı örttüğünü, bütün dünyanın denizleri ve topraklarıyla kartalın kanatlarının gölgesi altında kaldığını görmüştür.”

Bu durumu din adamları şöyle yorumlamıştır;

“Kayı aşireti ilerde büyük bir devlet olacaktır.”

Kayı aşireti, Anadolu’ya göç eden yüzlerce aşiretin yanında o kadar küçük kalıyordu ki, bazı tarihçiler bile bu küçük aşiretin ileri de Osmanlı Devleti gibi büyük bir devlet kuracağını kestiremezlerdi. Belki de bu yüzden dikkat etmemişler, Kayı aşireti hakkında pek bir şey yazılmamıştır. Elde bulunan tarihi belgelerin bir kısmı Moğol istilasında, bir kısmı da 1402 yılında Timur ile Osmanlı arasında gerçekleşen Ankara Savaşı esnasında Bursa’nın yakılıp yıkılması sırasında kayboldu. Bazıları da 4 Haziran 1931 yılında hurda kâğıt fiyatına Bulgarlara satıldı.

Alacakaranlık Dönemi

Bütün bu durumlar, Osmanlı Devleti’nin geçmişini bir alaca karanlık içinde bırakıyordu. Bazı olaylar yeterince aydınlanmıyordu. Ertuğrul Gazi’nin babasının kim olduğu tartışmalı olduğu gibi, annesi de tartışmalıdır. Bazı tarihçilere göre Hayme(Halime) Ana olduğu belirtilse de, bazı tarihçilere göre, Hayme Ana’nın Osman Bey’in annesi olduğu söylenmektedir. Hayme Ana’nın kabr-i şerif-i İnegöl’e bağlı Domaniç nahiyesinin Çarşamba köyündedir. Bu Kabir, Sultan II. Abdülhamid tarafından 1892 yılında tamir edilmiş, üstüne de türbe yaptırılmıştır.

Alacakaranlık Dönemi
Alacakaranlık Dönemi
Osman Bey’in Âşık Olması

Ertuğrul Gazi’nin son yıllarına dair en önemli olaylardan biri de Osman Bey’in Bala Hatun ile evlenme sürecidir. Osman Bey, ergenlik döneminde Ertuğrul Gazi’nin saygı gösterdiği Şeyh Edebali’yi sık sık ziyaret ediyordu. Osman Bey, gel zaman git zaman bir ziyareti esnasında Şeyh Edebali’nin kızı Bala Hatun ile karşılaşmış ve görür görmez âşık olmuştu. Bu durumu Şeyh Edebali’ye açtığında, Edebali pek sıcak bakmayarak isteğini geri çevirmiştir. Daha sonra Osman Bey’in rüyası Şeyh Edebali’yi mest etmiştir. Kızının Osman Bey ile izdivacına müsaade etmiştir.  (Bu konuya Osman Bey Dönemi anlatılırken açıklık getireceğiz. )

Ertuğrul Gazi’nin Ölümü

Ertuğrul Gazi, 1281 yılında, 93 yaşında hayata gözlerini kapatmıştır. Bu tarih esnasında, Anadolu da Moğol isyanı bir hayli artış göstermiştir. Kayı Aşireti, yaşadıkları bölge itibariyle, Moğol istilasından bu esnada çok etkilenmemiştir. Ertuğrul Gazi’nin Osman, Saruyatı Savcı ve Gündüz Alp adında üç oğlu vardı. Ertuğrul Gazi vefat ettiğinde büyük oğlu Saruyatı Savcı Bey 60 yaşlarında tecrübeli bir bey olarak veliaht olmuştur. Bu tarihte Osman Gazi henüz 22 yaşındaydı. Herkesin bildiği üzere Ertuğrul Gazi’den sonra devlet idaresi hemen Osman Bey’e geçmemiş, Saruyatı Savcı Bey’in 1287 yılında Domaniç Savaşı esnasında vefat etmesi üzerine Osman Bey, aşiretin idaresini üstlenmiştir.

Ertuğrul Gazi’nin Ölümü
Ertuğrul Gazi’nin Ölümü

Ertuğrul Gazi’nin türbesi ise, Osmanlı Devletinin çekirdeğini temsil eden ilk başkenti sayılan Söğüt kasabasında bulunmaktadır. Bu kabri de Sultan II. Abdülhamid tamir ettirmiş, ancak İstiklal Savaşımız esnasında Bursa’ya giren Yunan askerleri, alçakcasına Ertuğrul Gazi’nin Türbesi’ni makineli tüfeklerle ateşe tutmuşlardır. Ertuğrul Gazi Türbesi zarar görmüştür.

Bazı tarihçiler tarafından, Ertuğrul Gazi vefat etmeden önce vasiyetleri olduğu iddia edilse de, hiçbir tarih kaynağında şu veya bu şekilde vasiyet ya da nasihat metni olmadığı gibi, günümüzde yer alan bazı metinlere de itimat edilmemesi gerekir. Bahsi geçen metinler tümüyle yakıştırma ve tahayyül eserler arasında yer almaktadır.

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz