Yazı Ve Dil Devrimi Türkiye'yi Tarihinden Koparmıştır!!

Cumhuriyet tarihi yalancılarının hiç tartışmasız "efsaneleşmiş" yalanlarından biri de "Yazı Ve Dil Devrimi Türkiye'yi Tarihinden Koparmıştır" yalanıdı...

Cumhuriyet tarihi yalancılarının hiç tartışmasız "efsaneleşmiş" yalanlarından biri de "Yazı Ve Dil Devrimi Türkiye'yi Tarihinden Koparmıştır" yalanıdır. Konunun ayrıntılarına girmeden önce peşinen bu durumun bir "kuyruklu yalan" olduğunu söylemeliyim. Bu yalana en çok rağbet eden kadim yobazlarımızdır. "Dil" ile "din" arasında bir bağ kuran ve "İslam Dininin Dilinin" mutlaka Arapça olduğunu düşünen, Arap harflerini kutsayan yazar-çizer takımımız, Atatürk'ün Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini kabul etmesine fena halde bozulmuştur. Arap alfabesini islam diniyle özdeşleştiren bu kişiler, haliyle Latin alfabesini de Batı ile yani Hristiyanlıkla özdeşleştirmişlerdir. Ayrıca kadim yobazlarımız, Dil Devrimi ile Türkçeyi adeta istila edilen Arapça ve Farsça sözcüklerin dilden ayıklanmasına da fena halde bozulmuşlardır. Yazı ve Dil Devrimi'ne yönelik yobaz saldırıların arkasında bu gerçekler vardır. Yani kadim yobazlarımız için mesele aslında "Dil değil Din" dir. Eğer Osmanlı Latin alfabesini kullanıyor olsaydı, Atatürk de Latin alfabesinin yerine Arap alfabesini kabul etseydi, inanın bu kişiler çok mutlu olurlar ve asla bu değişimi eleştirmezlerdi! Hatta emin olun o zaman Atatürk'ü alkışlarlardı.

Aristo Mantığıyla Yazı ve Dil Devrimi'ne Saldırmak

Öncelikle, "Alfabe değişikliği sonrasında gençlerimizin 1928 öncesindeki metinleri okuyamadıkları" iddiasından başlayalım. Bu iddia tamamen değil ama kısmen yanlıştır. Çünkü 1928 yılında alfabe devrimi yapıldığında okuma yazma bilen çok az sayıda ki insan bir anda eski yazıyı unutmamıştır. Dahası bu nesil, yani Arap harfleriyle okuma yazma bilenler, ölene kadar bu alfabeyle yazmasalarda, okumaya devam etmişlerdir. Ancak 1928 yılında ve o yıldan sonra doğanlar, 1928 öncesi metinleri okuyamamışlardır, ama burada büyük bir çarpıtma yapılmaktadır. O da şöyle ki; Birincisi, Osmanlıda 1928 yılında okuma yazma oranları kadınlarda binde 4, erkeklerde ise yüzde 7 dir. En iyimser tahminle toplumun yüzde 90'ı zaten Arap alfabeside dahil hiç bir alfabeyle okuma yazma bilemektedir. Dolayısıyla Latin harfleri kabul edildi, toplum eski metinleri okuyamaz oldu iddiası kocaman bir palavradır. Çünkü toplum, harf devriminden önce de zaten okuyamamaktadır. [caption id="attachment_146266" align="aligncenter" width="270"] Aristo Mantığıyla Yazı ve Dil Devrimi'ne Saldırmak[/caption] İkincisi, Osmanlıya matbaa 1727 yılında gelmiş, bu matbaa da basılan az sayıdaki kitap, satıcı bulamayınca matbaa 200 yıl kadar atıl durumda bekletilmiş, ancak 19. yüzyılda Osmanlı da kitap ve gazetenin önem kazanmaya başlamasıyla matbaada yeniden kitap basılmaya başlanmıştır. Ancak bu kitaplar da sadece büyük şehirler de okur bulabilmiştir. Özetle, yobaz, liboş takımın abarttığı gibi, 1928 öncesinde Osmanlı da öyle ahım şahım bir kitapveya gazete koleksiyonu ne de okuyucu kitlesi vardır. Ayrıca, geçmişi orjinal metinlere ulaşarak araştırma tarihçilerin işitir. 1928 de alfabe değişikliğiyle geçmiş metinleri okuyamaz olduk demek duygu sömürüsüdür.

"Harf Devriminden dolayı Türk Gençleri 80 yıl sonra bugün Atatürk'ün Nuttuk'unu bile okuyamaz oldu"

Diyen yobaz takımına, yazı ve dil devrimine saldıran Cumhuriyet Tarihi yalancılarına; Dikensiz gül bahçesi diye anlattığınız Osmanlı, eğer biraz Türkçeye sahip çıksaydı, Türkçe yamalı bohça haline getirilmeseydi, Atatürk de yazı ve dil devrimine ihtiyaç duymaz böylece 80 yıl önce de 180 yıl önce de yazılan metinler bugünkü nesiller tarafından kolayca okunabilirdi.  diye cevap vermek lazım. Ayrıca şunu da belirtelim ki Harf Devrimi yapılmasaydı ve Latin harflerine geçilmeseydi de Türk gençleri bugün yine 90-100 yıl önceki metinleri anlayamayacaktı. Evet metinleri okuyacak ama o Arapça-Farsça sözcüklerin anlamlarını bilmedikleri için okudukları metin onlara anlamsız tümcelerden oluşan yabancı dilde bir metin gibi gelecekti. Bugün İngilizce bilmeyen bir Türk'ün Latin harfleriyle yazılmış İngilizce bir metni okuması gibi, Arapça ve Farsça bilmeyen bir Türkün Arap harfleriyle yazılmış, Osmanlıca bir metni de okuması aynıdır. Çünkü her ikisi de okur ama hiçbir şey anlamaz. Yazı ve Dil Devrimi, "unutulan Türkçeyi" yeniden canlandırmış, dolayısıyla sonraki nesiller, "yamalı bohça" durumundaki Osmanlıcayla yazılan kitapları okuyamaz olmuşlardır. Ancak burada söz edilen "okunamayan kitap sayısı" çok sınırlıdır. Ayrıca 8. yy da yazılmış Orhun Anıtları veya 10. veya 15. yüzyıllar arasında yazılmış metinler, bugün anlaşılamamaktadır. Gelelim..

Dil Devrimi'nin Dili Fakirleştirdiği iddiasına.

Cumhuriyet tarihi yalancıları, bıkıp usanmadan, Dil Devrimi sırasında Arapça ve Farsça kelimelerin dilden atılmasının dili fakirleştirdiği iddia edilmektedir. Aslında bu iddia bir itirafı da beraberinde getirmektedir. Şöyle ki; "Madem Arapça ve Farsça kelimelerin atılması Türkçeyi fakirleştirmiştir, o zaman bu durum geçmişte bir zamanlar Arapça ve Farsça kelimelerin Türkçeyi istila ettiği anlamına gelir. Bu öyle bir istiladır ki zaman için de Türkçe kelimelerin unutulmasına yol açmıştır. Bu durum da suçlu kimdir?" [caption id="attachment_146267" align="aligncenter" width="300"] Dil Devrimi'nin Dili Fakirleştirdiği iddiasına.[/caption] Dil devrimiyle Arapça ve Farsça kelimeleri dilden ayıklamaya çalışan, bunun yanında Anadolu da tarama çalışmaları yaparak unutulmuş Türkçe sözcükleri bulup canlandırıp yeniden dile kazandırmaya çalışan Atatürk ve Cumhuriyet mi; yoksa 600 yıl boyunca Türkçeyi ihmal eden, hatta horlayan, Türkçenin gelişimi için hiç çaba harcamayan, tam tersine sınırları genişledikçe dili Arapça ve Farsça kelimelerle dolduran Osmanlı Mı? Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve Türkçe ye kim zarar verdi? söyleyin; Bu dille hiç ilgienmeyen, bu dili Arapça ve Farsça kelimelerle doldurup dilin adının bile Türkçe olduğunu unutturan Osmanlı mı; yoksa, Türkçeyi istila eden Arapça ve Farsça kelimeleri dilden ayıklamaya, bu arada tarama çalışmalarla yok olmuş öz Türkçe sözcükleri bulup çıkarmaya çalışan Cumhuriyet mi? 
Unutulan Türk Alfabeleri
Cumhuriyet tarihi yalancıları, "Türk alfabesi" denilince ne hikmetse sadece Arap alfabesini anlıyorlar, oysa ki adı üstünde o Arap alfabesi... Latin alfabesine "Avrupalılara ait" diye burun kıvıranların, Arap alfabesine de "Araplara ait" diye burun kıvırmaları beklenirken, onlar Arap alfabesini "Türklerin Milli Alfabesi" ilan ediyorlar. İnsan bu Cumhuriyet tarihi yalancılarını dinleyince, binlerce yıl tarih sahnesinde kalan Türklerin hiç kendilerine ait öz alfabeleri olmamış zannediyor! Sanki bu millet Arap alfabesiyle tarih sahnesine çıkmış zannediyor! Sanki bu millet Arap alfabesini kullanmadığı dönemlerde yok olmuş, bitmiş zannediyor! O zaman biraz eski Türk tarihine ne dersiniz? Hem bu vesileyle şu bizim Cumhuriyet tarihi yalancılarını biraz olsun aydınlatırız.
Türk Yazısının Kökenleri 
Türk yazısı Arap alfabesine mahkum eden, Cumhuriyet tarihi yalancılarının ya hiç bilmediği ya da üzerinde durmaya değer bulmadığı konulardan biri Türk alfabesinin kökeni konusudur. "Türkleri, Arap alfabesiyle doğmuş bir millet" olarak göstermek isteyen yalancılar, Türkçe'nin dünyada yazıya geçirilen ilk dillerden biri olduğunu bilmemektedirler, görmemektedirler! [caption id="attachment_146268" align="aligncenter" width="225"] Türk Yazısının Kökenleri[/caption] Ön Türkler de bu süreç;
  1. MÖ. 20.000 lerde "piktogramlar" dönemi. Yani kayaları daha sert kayalarla noktalayarak resim yapma tekniği,
  2. MÖ. 18.000 lerde "petroglifler" dönemi, yani yazı öğelerini içeren resimler dönemi,
  3. MÖ. 12.000 lerde "sıntaşlar", yani çok sayıda ve çok çeşitli tamgalar.
  • Tamgalı Say Yazıları,
  • Saymalı Taş Yazıları,
  • Açıktaş Alfabesi,
  • Eşik Yazısı,
  • Göktürk Alfabesi,
  • Uygur Alfabesi,
  • Runik Yazılar
Tüm bu yazıları kullanan Türklerin tek alfabesinin Arapça olmadığını görmüş olduk.
Yazı Devrimi
Cumhuriyet tarihi yalancıları öyle bir anlatıyor ki, sanırsınız ki Atatürk durup dururken Yazı Devrimi yapmış, durup dururken Arap Alfabesini değiştirmiş. Durup dururken "milleti cahil bırakmak, milleti tarihinden koparmak" için kaldırmış Arap alfabesini. Sanki Türk tarihşnde sadece Atatürk alfabe değişikliği düşünmüş! Atatürk den önce bu konu hiç tartışılmamış! Osmanlı da hiç böyle bir ihtiyaç yokmuş, sanırsınız... Oysaki gerçekler hiç de bu Cumhuriyet tarihi yalancılarının anlattığı gibi değildir. Osmanlının özellikle son dönemlerinde, kitap ve gazete sayısının artmasıyla beraber, Arap harfleriyle Türkçeyi ve Batı dilletinden geçen yabacı sözcüklri yazmak bir hayli sıkıntı yaratmaya başlamıştır. Bu nedenle Osmanlı aydınları özellikle 19. Yüzyıldan sonra ciddi ciddi alfabe tartışması yapmaya başlamışlardı. Yani, Yazı-Alfabe Devrimi, Atatürk'ün aklına birden bire gelen " bizi cahil bırakmak için hiç ihtiyaç yokken yapılan bir devrim" değildir. Dil Devrimi 16. Yüzyıldan sonra Arapça ve Farsçanın istilasına uğrayan yazı dili, Türkçe konuşma dilinden çok uzaklaşmamıştır. Aydınlar Arapça ve Farsçayı benimserken, halk Türkçe de ısrar etmiştir. İşte Osmanlı da aydın-halk arasındaki bu kopukluğu gidermek için 19. yüzyıldan itibaren bazı devlet adamları ve aydınlar dil sorununa kafa yormaya başlamışlardır. Yani Cumhuriyet tarihi yalancılarının iddia ettiği gibi Atatürk durup dururken yazı ve dil devrimini gerçekleştirmemiştir. [caption id="attachment_146269" align="aligncenter" width="300"] Dil Devrimi[/caption]
Yazı  Devrimi'nin Nedenleri
Atatürk, 1928 yılında Yazı Devrimini gerçekleştirmiştir. Yazı devrimiyle, Türkçenin yapısına uymayan Arap harfleri yerine, Türkçenin yapısına uyan Latin harfleri benimsenmiştir.
  1. Türkçeyi, Türkçenin yapısına hiç uymayan Arap harfleriyle yazma garabetinden kurtarmak,
  • Türkçe yapısı itibariyle sesli harflerin bolca kullanıldığı bir dildir. Ama Arap alfabesinde sadece üç sesli harf vardır.
  • Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren sözcüklerde sesli harflerin kullanılmaması okumayı zorlaştırmaktadır.
  • Türkçe sondan eklemeli bir dil, Arapça ise çekimli bir dildir.
  • Arapça da sessiz harflerin okunuşu kuralsızdır.
  • Arap harflerinin bitişik yazılması okumayı zorlaştırmaktadır.
  • Arap harfleri başta, ortada ve sonda farklı yazılmaktadır.
2. Okuma-Yazma oranını artırmak 3. Batıdan daha iyi yararlanmak 4. Arap harflerinin yarattığı toplumsal sınıflaşmadan kurtulmak 5. Devrimi yerleştirmek için bir süre geçmişle bağları koparmak 6.Kutsal yazı anlaşına son vermek 7. Dış Türklerle bağları devam ettirmek Yazı Devrimi gerçekleşmesinin nedenleri bu şekildedir. Dil Devrimi'nin Nedenleri
  • Türkçeyi kurtarmak,
  • Konuşma diliyle yazı dili arasındaki açıklığı kapatmak
  • Ulus devleti güçlendirmek
  • Türkçenin çok eski ve mükemmel bir dil olduğunu kanıtlamak,
[caption id="attachment_146270" align="aligncenter" width="300"] Dil Devrimi'nin Nedenleri[/caption] Yazı ve dil devriminden sonra Yeni Türk Harfleri Marşı bestelenmiştir. 1 Ocak 1929 yılında Millet Mektepleri kurulmuştur. İlk başöğretmen ise Atatürk olmuştur.    

04 Ağu 2019 - 13:43 - Güncel --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak OKU HABER Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan OKU HABER hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler OKU HABER editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı OKU HABER değil haberi geçen ajanstır.




Anket Türkiye Corona Önlemlerini Azaltmakta Erken mi Davrandı?