Milli Farkındalık Platformu İyi Parti Küskünleri Çıktı

Bir süredir televizyonda çıkan banner ve internet sitesiyle geri sayım yapan Milli Farkındalık Platformu İyi Parti küskünlerinin tepki girişimi olduğu...

Bir süredir televizyonda çıkan banner ve internet sitesiyle geri sayım yapan Milli Farkındalık Platformu İyi Parti küskünlerinin tepki girişimi olduğu ortaya çıktı. OKUHABER olarak bu girişimin siyasi bir konu olduğuyla ilgili haber yapmıştık. Ancak gündem konusu Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibi Eski AK Parti küskünlerinin parti kurması olduğu için "yeni bir partimi ?" acaba sorusunu akıllara gelmişti.

Milli Farkındalık Platformu İyi Parti Hakkında Ne Söylüyor ?

Platformun internet sitesinde Platformun Amacı "Biz Kimiz ?" başlığı altında şöyle başlıyor: "Türk milliyetçiliği davasına yürekten inanmış, ömrü boyunca ülkücü Harekete hizmet etmekten büyük bir onur duymuş, Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, Yüce Türk Milletinin istiklaline, Devletimizin bekasına canı pahasına inanan ülkücüleriz." Ülkücü milliyetçi tabanın iyi parti içerisindeki bazı partililerin parti politikalarından memmun olmadıkları ifade ediliyor ve Ne söylediniz Ne Yaptınız Başlığı altında eleştirilerine devam ediyor.

"Ne Dediniz Ne Yaptınız ?"

Her şeyden önce parti içi demokrasiyi bütün unsurlarıyla yerleştirerek işler hale getirecek ve sadece diğer siyasi partilere değil bütün Türkiye’ye örnek olacaktınız.

Eleştiriler İçinde Demirtaş ve HDP'ye Yaklaşıldı İddialarıda Var

Sitelerinde İyi parti yönetiminin HDP ve Eski Eş Başkanları Selahattin Demirtaş konusunda ki tavrında milliyetçi duruşla uyuşmadığı ifadelerine yer veriliyor. Eleştiri Şu Şekilde devam ediyor: "Bütün bunlardan daha önemli olarak, etkin bir Türk milliyetçiliğini parti söylem ve politikalarında temel referans olarak vadederken Ernest Renan milliyetçiliğini önermeniz nasıl bir Türk milliyetçiliği anlayışıdır Daha dün başta Kobani olaylarında olmak üzere birçok platformda Devletimize meydan okuyan Selahattin Demirtaş’a özgürlük istemek nasıl bir milliyetçi duruştur? PKK’nın uzantısı olduğu ortadayken, HDP’yi kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak göstermek nasıl bir Milli tavırdır?"

İyi Partiden İstifa Edenlerinde Listesi Platformun Sitesinde Var

Platformun kurduğu sitede İyi Parti'den istifa edenlerinde bir listesi var işte liste. Gerçekleri Görerek İstifa Edenler Başlığı altında isimler yazılmış. REŞAT ERDOĞAN Genel İdare Kurulu Üyesi HEDİYE AKDERE MHP Eski Kadın Kolları Genel Başkanı ALİ AYDIN PAŞA FETÖ Maduru, Ülkücü Camiasının Yörük Ali Paşa'sı CEZMİ POLAT Kurucular Kurulu Üyesi, Eski Millet Vekili TAMER AKKAL İYİ Parti Manisa Millet Vekili PROF. DR. AHMET AZMİ YETİM Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi BETÜL BAYRAKTAR ORHAN Kurucular Kurulu Üyesi MEHMET FATİH ERYILMAZ 15 Temmuz Gazisi GÖKSEL TAŞÇI Kurucular Kurulu Üyesi HAYATİ ARKAZ İYİ Parti'den MHP'ye geçen İstanbul Milletvekili HAYRETTİN BARUT Kurucular Kurulu Üyesi ADEM TAŞKAYA Eski Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ'ın Yardımcısı ERKAN DOĞAN İYİ Parti Çankırı Merkez İlçe Başkanı İLYAS ÇINAR İYİ Parti Salihli İlçe Gençlik Kolları Başkanı BAHADIR DİNÇARSLAN İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in TBMM Parti Grubu'ndaki konuşmalarının yazarı AV. EMİNE ERDOĞAN AYDOĞDU 

Platformun Sitesinde Genel Başkan Akşener'le İlgili Konuşmaları İçeren Bir Videoyada Yer Verilmiş

[embed]https://youtu.be/BmKfHPyK_08[/embed]

19/09/2019 Tarihli Basın Açıklaması

Basınımızın kıymetli mensupları; Malumunuz olduğu üzere 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra MHP ve ülkücü camiada yaşanan bir takım gelişmeler neticesinde Meral Akşener hanımefendinin Genel Başkanlığında İYİ Parti kurulmuştur. Yine hatırlayacağınız üzere o dönemde MHP’den koparak yeni bir parti kurmanın en temel sebebi olarak MHP’nin Türk milliyetçiliği fikrini yeterince temsil edememesi, parti uygulama ve politikalarında ülkücülük davasının yeterince dikkate alınmaması ve yıllarını davasına vakfetmiş ülkücülere kıymet verilmemesi gösterilmiştir. Parti içi demokrasinin en vazgeçilmez değeri, istişarenin en sağlıklı metot olduğu vurgulanarak emeğin, liyakatın ve niteliğin öneminin altı çizilmiştir. En önemlisi de insan onur ve haysiyetini her şeyden üstün tutan bir anlayışın parti uygulamarında ve insan ilişkilerinde şiar edinileceği iddia edilmiştir. Aziz dava arkadaşlarımız; Bizler, bu ifade ve iddialara inanarak her şey ‘İYİ OLACAK” düşüncesiyle sürecin başından itibaren Meral Akşener Hanımefendiyle beraber, İYİ partinin hem kurulma aşamasında hem de kurulduktan sonraki süreçte hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan destek olduk, içinde bulunduk. Ancak, partinin kuruluşu iki yılı bile doldurmadan başta hanımefendi olmak üzere İYİ partinin ortaya attığı bütün iddia ve söylemlerin kandırmacadan öteye geçmediği, hatta bu iddialarının gizli ajandalarını hayata geçirebilmek için birer ambalaj olduğu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Hanımefendinin ilk icraatı, ülkü ve dava diye çıktığı yolda partiyi kurup genel başkan olduktan sonra ülkü ve davadan vazgeçmesi hatta isminin dahi telafuz edilmesine müsade etmemesi olmuştur. Bununla beraber ortaya koyduğu diğer bir eylemi ise, omuzlarına basa basa yükseldiği ülkücüleri, dereyi geçer geçmez ilk kavşakta parti kademelerinden tasfiye etmek olmuştur. Yolda bulduklarını, yola çıktıklarına tercih etmesi de emeğe verdiği değerin ve vefa anlayışının bariz göstergesidir. Hiç dilinden düşürmediği parti içi demokrasi ve delegelerin iradesi gibi kavramların, parti içi bütün uygulamalarda somut bir şekilde görüldüğü üzere koskoca bir aldatmaca olduğu anlaşılmıştır. En son kurultayda da, seçilmesini istediği kişileri 110 ve 150 arasına yerleştirerek, yaptığı hile ve kurnazlık sadece demokrasi ayıbı olmakla kalmamış, aynı zamanda insan aklına ve onuruna yapılan saygısızlık olarak tarihe geçmiştir. Şunu açıkça ifade edebiliriz ki, hanımefendinin ülkücüleri baba ocağından ayrıbilmek için duygularına hitap ederek, sunduğu hiçbir gerekçeyi, ortaya attığı hiçbir iddiayı, verdiği hiçbir sözü yerine getirmediği gibi, yanlış olarak iddia ettiği her ne varsa kendisi kat ve kat fazlasını yaparak ülkücülerin samimi duygularını kullandığı gün gibi aşikardır. 1 Kasım sürecinden itibaren hanımefendiyle birlikte yol yürüyenler ve onu yakından tanıma imkanı bulanlar açısından hanımefendide şu üç özellik tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tescillenmiştir. Hanımefendi hiçbir iddiasında ve söyleminde asla samimi değildir. Her söylemi, her davranışı hesabidir. Hanımefendi binlerce kişiye mavi boncuk dağıtmış, beş dakika sohbet ettiklerine türlü vaatlerde bulunmuş, söz vermiş, ancak hiçbirini yerine getirememiş bir yalancıdır. Hanımefendi hiçbirşeyci olmayan ama aynı zamanda herşeyci olabilen makyavelist bir karekterin vücud bulmuş halidir. Çıkarı ve şahsi ihtirasları uğruna işbirliği yapamayacağı hiç bir kimse, hiçbir zümre yoktur. Bütün bunlardan daha vahimi, hanımefendinin ülkücülerden gizlediği ajandasında milli vicdanları yaralayacak birtakım karanlık hesapların olmasıdır. Partinin tüzük çalışmasında teröristbaşının talebi olarak bilinen ‘Eşit vatandaşlık’ la başlayan açılım HDP’nin kürtlerin siyasi temsilcisi olarak kabul edilmesi ve Demirtaş’a özgürlük talep edilmesi şekliyle gelişmiş, seçimde de HDP ile işbirliği yaparak sonuçlanmıştır. HDP’li vekilin ‘siz o koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz’ sözleri hala milli vicdanları kanatmaktadır. En son olarak da, Diyarbakır’lı annelerin çocuklarını terörizme devşiren HDP ve PKK ya karşı başlattıkları başkaldırıya karşı HDP’yi koruyarak Türk devletini hedef göstermesi tam anlamıyla işbirlikçilik ve hiyanettir. Hanımefendi güneydoğudaki vatandaşlarımızın HDP yi suçlu ve sorumlu tutmasından niye rahatsızdır? Bölge halkının HDP’ye tepki göstermesinden niye gocunmuştur? Gençleri aldatarak Türk devletine karşı kullanan, güvenlik güçlerimize kurşun sıktırtan PKK değil midir? Adres olarak Türk devletini göstermek hangi kirli ağızların ifadesi, hangi karanlık mihvallerin görüşüdür? Bundan sonra da HDP ile ortaya konulan söylem ve işbirliğinin nereye kadar devam edeceği, hangi limanda demir atacağı da belli değildir. Hanımefendi en son kurultayla birlikte partinin önemli kademelerine SOROS beslemeli bazı karanlık kişilikleri getirmesi HDP ile yaptığı işbirliğini gölgede bırakacak mahiyettedir. Hanımefendi bilmelidir ki Atatürk’ün Cumhuriyet Türkiyesini asimilasyonculukla suçlayacak, Türk üst kimiğinden rahatsızlık duyacak emperyalist artıklarıyla Ülkücülerin yan yana yürüyebileceği hiçbir yol yoktur. Türk’ten rahatsızlık duyup Türkiyelilik safsatasını savunan bölücülerle hiçbir Türk milliyetçisi aynı havayı teneffüs etmeyecektir. Teröristbaşına çağrı yapan, ondan medet uman bedbahtlarla hiçbir vatan sevdalısı asla aynı siyasi kulvarda bulunmayacaktır. Ne kadar inkar etmeye kalksalarda bu uygulamaların hiçbirisi raslantı değildir. Ta başında tam da ABD ile ülke olarak gerilim yaşadığımız bir dönemde NATO’ya selam çakılması da, sınır ötesi operasyona kem küm edilmesi de, HDP ile yan yana gelinmesi de, CHP ile ittifak kurulması da bir projenin adım adım uygulanaya koyulmasından başka birşey değildir. Son yerel seçimde de kendisi hiçbir varlık gösteremediği halde başta Mersin olmak üzere birçok yerde sadece Milliyetci Hareket Partisi’ne ve ülkücülere zarar vermesi de üstlendiği misyon açısından oldukça düşündürücüdür. Bizler malesef İYİ partinin kurulmasına katkı sağlayan ülkücüler olarak bütün bunların ve daha fazlasının farkındayız. İYİ partinin iki yılının samimi muhasebesini yaptığımızda sonuçları itibarıyla kime hizmet ettiği, kime zarar verdiği, kimin işine yaradığı somut olarak ortadadır. İYİ parti, aynı davaya baş koyan ülkücüleri birbiriyle çatıştırmış ve ülkücü hukuku tahrip etmiştir. Ülkücünün şanlı ve lekesiz mazisini kirletmeye tevessül etmiştir. Türk milliyetçileri ve ülkücülerin birliğini dirliğini bozmuş, gücünü zayıflatmıştır. Onlarca seçim bölgesinde MHP’nin ve ülkücü adayların önünü kesilmesine sebep olmuştur. Netice olarak bu süreçte sulandırılmaya çalışılan Türk milliyetçiliği, tahrip edilmeye tevessül edilen ülkücülük, lekelenmeye çalışılan şanlı bir mazi, kayettirilmeye çalışan ise ülkücüler ve ülkücü hareket olmuştur. Kazandırılımaya çalışan, mutlu olan, nefes alan, canlanan, kanlanan, şer odakları, Türk ve Türkiye düşmanları olmuştur. Üzülerek ifade edelim ki, bu yapının oluşmasında önemli katkıları olan bizlerin omuzunda ne denli büyük bir vebali taşıdığımızın farkındayız. Bizler, samimi inanmış ülkücüler olarak hem taşıdığımız vebalden bir nebze de olsa kurtulabilmek hem de İYİ Partide’ki samimi ülküdaşlarımızı bilgilendirmek için milli farkındalık adı altında bir platform oluşturduk. Bugünkü basın toplantımızla birlikte il il dolaşarak ülküdaşlarımıza bu çarpık yapıyı anlatmakta kararlıyız. Milli farkındalık platformu olarak buradan bütün ülküdaşlarımıza sesleniyoruz. Gelin bu vebale daha fazla ortak olmayalım. Hanfendi, gizli ajandasıyla baş başa kalsın. Onları, Çarpık ve karanlık ilişkileriyle yüz yüze bırakalım. Bizler, “geçmişte ne olduysa oldu, ne yaşandıysa yaşandı, gelin bir olalım, birlik olalım” diyen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin kutlu çağrısına kulak verelim. Gelin hep beraber yarım asırlık ulu çınarın altında buluşalım. Baba ocağımızda hep beraber kucaklaşalım. Saygılarımızla... Milli Farkındalık Platformu Adına Reşat Erdoğan

19 Eylül 2019 - Güncel --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak OKU HABER Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan OKU HABER hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Corona Virüs Biyolojik Silah mı ?