Fetö Davalarında Yeni İçtihat! Bylock Fetö Üyeliği Kanıtı Sayılacak

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ortaya çıkan mobil uygulama ByLock kullanmak ne anlama geliyor? ByLock kullanıcıları terör örgütü üyesi sayılacak mı?

FETÖ İmamından Şok İtiraf: Muhsin Yazıcıoğlu Davasının Üzerini FETÖ Yöneticileri Örttü
"ByLock kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacaktır."
+8
Haber albümü için resme tıklayın

Fetullahçı Terör Örgütü iletişim ağı olarak bilinen şifreli mobil uygulama ByLock kullanmak resmen örgütle bağlantı olarak sayılıyor. Uygulama içerisinde depolanan veriler ise hukuki işlemlerde belge olarak nitelendiriliyor. 

Paralel Yapı Üyesi Hakimler 10 Yıl Hapis Cezası Aldı

Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından yürütülen ByLock davası kapsamında paralel yapı üyesi olduğu iddia edilen Metin Özçelik ve Mustafa Başer "silahlı terör örgütü üyeliği" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından kaynaklı 10 'ar yıl hapis cezası aldılar. 2017  yılında alınan bu kararda etkisi olduğu bilinen kaynak ise ByLock olarak tespit edildi. ByLock verilerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile paylaşıldığı bilinirken ByLock mesajları içeriğinde FETÖ faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamak amacı ile örgüt başı Fetullah Gülen 'e ait talimatların paylaşıldığı ifade edildi. 

Bylock FETÖ Paralel Devlet Yapılanması Davaları ile Gündeme Girmişti

15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişimi sonucunda ortaya çıkan bilgilere göre ByLock uygulamasının herhangi bir global uygulama gibi kullanıcılara sunulduğu ifade edilmişti. Bu konudaki kararda ise şu ifadelere yer verildi:

"ByLock uygulamasının global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu sonucuna varılmıştır. ByLock iletişim sistemi, somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır."

Yargıtay tarafından açıklanan bilgiye göre ise bu ifade onanarak, ByLock uygulaması kullanıcıları " FETÖ ile bağlantılı davranmak " konusunda resmen suçlu sayıldı. 

ByLock ile İlgili İlk Tespitler Hangi Konuları İçeriyor?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından yapılan ByLock ile ilgili ilk tespitler içerisinde, uygulamanın 15 Temmuz 2016 darbe girişimi tarihinden önce yerli ve yabancı kamuoyunda herhangi bir tanıtım ya da bilinirliğe sahip olmadığı yer almaktadır. 

"ByLock kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacaktır."

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından alınan karara göre uygulama kullanıcısı, örgütle bağlantılı sayılacaktır. Uygulama verileri ise delil olarak kabul edilmektedir. Bu konudaki karar ise şu şekilde ifade edilmiştir: 

"ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacaktır."

Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından ifade edilen bir diğer konu ise MİT tarafından elde edilen ByLock verileri içerisinde dijital materyallerin yer aldığını ve yapılan teknik analizin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesinin zorunluluğu şu sözlerle ifade edilmiştir: 

"MİT'in yasal yetkileri çerçevesinde elde ettiği ByLock iletişim sistemine ilişkin dijital materyaller ve bu materyallere ilişkin düzenlenen teknik analiz raporunun ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştırılması üzerine ceza muhakemesi hükümlerine göre soruşturma işlemlerinin yürütülmesi zorunludur."

Teknik Analiz Sonuçları ByLock Kullanıcılarını FETÖ Üyesi Olarak İşaret Ediyor

30 Mart 2019 tarihinde sonuçlanan ByLock teknik analizi raporlarına göre uygulama kullanıcılarının örgütle bağlantılı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bunun ispatını oluşturan bilgi ise, uygulamanın sadece indirilerek kullanılamayacağı, kullanılabilmesi için özel bir kriptolama sürecinin aşılması gerektiğidir. 

Uygulamanın istenmeyen kişiler tarafından kullanılamaması için özel bir şifreleme yöntemi kullanıldığı da analizler sonucunda ortaya çıkmaktadır. ByLock ilk yayınlandığı 2014 yılında her kullanıcının ulaşabileceği şekilde tasarlanmıştır. Daha sonra uygulama mağazalarından kaldırılan bu sürüm gizli bir uygulama halini almış ve sadece harici yollarla ( bellek, kart ya da bluetooth) yüklenebilen bir uygulama haline getirilmiştir. 

Teknik analizlerin yer aldığı örgütle bağlantı kurulması gerekçesi şu şekilde ifade edilmiştir:

"Failin bilerek ve isteyerek ByLock sunusunda kayıtlı bir 'User-ID' aldığının belirlenmesi, ByLock sistemine dahil olup ancak bir örgüt üyesinin sahip olabileceği gizli haberleşme imkanına kavuştuğunun, dolayısıyla en azından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunun kabulü için gerekli ve yeterli olacaktır. Ayrıca bu ağa dahil olan kişilerin, ağ içerisinde başka kişi ya da kişilerle yaptıkları görüşme içeriklerinin olması da aranmayacaktır. ByLock sistemine dahil olan failler yönünden sistem içerisindeki haberleşmelerin kimlerle yapıldığının ve içeriklerinin tespiti ancak fail hakkında örgüt yöneticiliğinden dava açılmış olması ve failin örgüt yöneticisi olduğunun belirlenmesi açısından mevcut delillerin yetersiz görülmesi halinde yol gösterici olacaktır."

ByLock ile Örgüt İlişkilendirmesine Anayasa Mahkemesi Ne Karar Verdi?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan ByLock kullanımı hususunda uygulamanın kullanımını kuvvetli şüphe olarak nitelendirdi. 

"ByLock özelliklerine ilişkin soruşturma ve kovuşturma mercilerinde yapılan tespit ve değerlendirmeler göz önüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilmesi mümkündür.
Darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile ilgili yürütülen soruşturmalarda, soruşturma makamlarınca veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce, 'ByLock'un kullanılmasının ve/veya kullanılmak üzere elektronik/mobil cihazlara yüklenmesinin somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair 'kuvvetli belirti' olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfi bir tutum olarak değerlendirilemez."

Ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından daha önceden bireysel bir başvuru sırasında "açıkça dayanaktan yoksun olması" olarak belirlenen uygulama kullanımı hususu için yeniden değerlendirmeye gitti ve ByLock verileri hukuki olarak delil olarak kabul edildi. Aynı zamanda uygulama için keyfilik ya da takdir hatası ifadeleri kullanılamayacaktır. Bu da şu sözlerle ifade edilmiştir: 

"Anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan bir terör örgütüyle ilgili istihbarat çalışmaları sırasında rastlanan ByLock uygulamasına ilişkin verilerin bu örgütle ilgili yürütülen soruşturma ve yargılamalarda maddi gerçeğe ulaşılmasına katkı sunması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. MİT'in yasal yetkileri çerçevesinde elde ettiği ByLock iletişim sistemine ilişkin dijital materyallerin ve bu materyallerle ilgili düzenlenen teknik raporun Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştırılması bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren bir uygulama olarak değerlendirilemez."

Delilden Kişiye Ulaşılması ByLock Kullanıcısını Örgüt Üyesi Olmasını İspatlamaktadır

Yine Yüksek Mahkeme kararlarına göre ByLock kullanımının birden çok veri türünü barındırdığı ve delilden kişiye ulaşılması söz konusu olduğu için uygulamanın delil olarak sayıldığı ifade edildi: 

"Derece mahkemelerince ByLock'a ilişkin olarak yapılan tespit ve değerlendirmelerin olgusal temellerden yoksun olduğunu söylemek mümkün değildir. Derece mahkemelerince ByLock uygulaması yönünde değerlendirme yapılırken ve bu çerçevede anılan programdaki veriler kişilerle (sanıklarla) eşleştirilirken delilden kişiye ulaşılması yöntemi esas alınmaktadır. Bu değerlendirmeler tek bir verinin hükme esas alınması yoluyla değil farklı kaynaklardan elde edilen bilgi, belge, kayıt ve verilerin birbirleriyle karşılaştırılarak teyit edilmesine dayanmaktadır."

# SİYASET İLE İLİŞKİLİ:

29 Haz 2020 - 23:55 - Güncel --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak OKU HABER Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan OKU HABER hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler OKU HABER editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı OKU HABER değil haberi geçen ajanstır.




Anket Türkiye Corona Önlemlerini Azaltmakta Erken mi Davrandı?