İş Yok Deme, Fırsatları Dene

Eğitiminden ekonomik durumuna günden güne iç açıcı bir tablo çizmeyen günümüzde; gençlerin var olan potansiyellerinin farkında olmasını istiyoruz sadece. İş yok demeyin, birde fırsatları deneyin istiyoruz.

Üniversite mezunusun, eski veya yeni fark etmez. Onca başvurundan dönen birkaç kişi de, tecrübesiz oluşunu bahane göstererek, “ Biz sizi sonra ararız.” dediler sadece.

Kimin için acı bir durum değil ki? Onca sene, sadece mesleki veya uzmanlık eğitimin değil – tüm eğitim & öğretim hayatından sonra, duymak isteyeceğin ya da yaşamak isteyeceğin en son sözler ve duygular üst üstüne çarpıyor suratımıza.

İşte biz buna gerçekler diyoruz. Acı olan, çoğumuzun kaçtığı gerçekler. Her ne kadar bu kadar kötü bir tablo duruyorsa da karşımıza, bir de tablonun köşelerine bakmayı deneyin.

Nasıl yani?

Köşe, sadece bir örnek. O tablonun üzerine de bakabilirsiniz, hatta tam da ortasına. Evet, tablo dediğimiz mevzu hayatın ta kendisi. Siz hayatınızın ne kadar berbat, ne kadar şanssız ve ne kadar acı taraflarını şu ana gördüyseniz, o kadar da o noktalardaki farkları kaçırdınız demektir.

Çünkü çevrenizin de bu konuda etkisi oldu senelerce. Kimi arkadaş grubunuzdakiler, çoktan okulu bırakıp iş güç hayatına atıldı. Kimi evlendi, kimi sizden daha ileri adımları zorluyor. Bazısına bakıp “ Ohoo ne yaptın sen ya? “ derken, henüz erken olduğunu düşündüğünüz adımlardan kaçtınız – bazısına bakıp da “ Abi işin gücün yok birde onla mı uğraşıyorsun? “ deyip, şartları karşıladığınız bir iş dünyasına hazır olduğunuzu düşündünüz.

Yani hayatın hep iyi – birde kötü sonuçlar sunduğunu düşündünüz. Erken davrandığınız tüm hayalleriniz için geç, henüz vakti varken yetişirim elbet dediğiniz trenlerin çoktan peronlardan ayrıldığını gördünüz.

Yani, hep iyi – ya da – kötü tarafını gördünüz.

Hiç, ya bu tablonun sağında solunda üstünde ortasında bir işaret var mıdır diye düşündünüz mü?

En azından şimdi düşüneceksiniz.

Devam edelim, izin verin

Tek yol dediğiniz, belki de bir ara sokaktı

Her ne kadar, felsefi ve öğütvari konuşmalar sevmesek de anlatım tarzlarımızda, bazen bunlara başvurmak zorunda kalıyoruz. He, sadece örneklerken vermeyi sevmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki siz o yaşları çoktan geçtiniz. Peki, ne yapabilirsiniz o tabloya tekrar göz attığınız da?
Aylarca uykuyu bile unutturan sınavlara çalışıp, devlet kadrosunda hayal ettiğiniz göreve gelemediğinizi farz edelim. Çok insan biliyoruz, yıkılan ve kendine gelmesi çok uzun zaman alan.

“ Benim tek kurtuluşum bu, yapamazsam aileme, arkadaşlarıma herkese rezil rüsva olurum.”

dediğiniz sınavın sonuçlarına göre, bir hayat projeniz var. Olursa tamam, olmazsa batsın bu dünya! Peki, hiç düşündünüz mü; o devlet dairesi veya devlet kurumu; sırf işlerinden uzmanlıklarından ötürü yüzlerce sivil vatandaştan hizmet satın alıyor.

Örneğin, Adalet Bakanlığı diyelim. Adli Bilişim, Ticaret, Aile ve Çocuk Psikolojisi, Tıbbi ve Fen Bilimleri Uzmanları gibi birçok sivil uzmandan danışmanlık ve uzmanlık konularına göre hizmet satın almaktadır.

Mesela, Kültür Bakanlığı. Kültür Bakanlığı; birçok kısa film / sanat yapımları / tarihi veya coğrafi tanıtım yapımları veya belgeseller için; genç ve dinamik sivil ekiplerle çalışıyor. Yani bunu hem bir fırsat olarak görebilir, hem de asıl kariyer hedeflediğiniz mesleğiniz için bir referans kabul edebilirsiniz.

Bu verdiğimiz örnekler, illaki işini garantiye alacağını sandığı kurum bağlantılı örneklerdi. Hani, çoğumuz kurtuluşu devlet kadrolarında arıyoruz ya, o bakımdan.

Hiçbir zaman, ana caddeyi döneceğiniz sokağın köşesine çıkıyor diye düşünmeyin.

Sivil hayatınızda, öyle çok fırsatlar yanı başınızdan geçip gidecek ki; dönüp de bakmadığınız birçok imkân olacak ki, bazen bunları yazarken bile hatırladığım birçok fırsat aklıma gelince “ Ahh! “ çekiyorum açıkçası

Şuan 32 yaşında, bilişim ve web projeleri ile ilgilenen bir uzmanın söylediği şeyleri aktarayım sizlere: 

Dijital reklam ağları yarışmasında 5000 proje arasında 3. olan projemin ödülü olan laptop’u almasaydım da, keşke o şirketin bünyesinde 1 ay olsun staj ve eğitim diye diretseydim onlara. Belki, Google Adwords için, Türk internet firmaları her yıl 500 milyon TL kadarlık reklam bütçelerini; İrlanda’ya değil, İstanbul’a yatırırlardı.
Henüz 25 yaşında İstanbul’a e-ticaret sitesi yöneticisi olarak gitmeseydim de, keşke bir kursa girip mobil programlamanın ilk yıllarında eğitimini alsaydım. Şuan belki, Dünya genelinde 400 milyon kullanıcıya ulaşan Letgo’nın menşeini bir Türk’e ait olurdu. Bunlar, yanı başımızdan akıp giden ama hiç görmediğimiz bir daha da göremeyeceğimiz fırsatlardan birkaçıydı kendi adıma.

Tamam, güzel konuşuyorsun da, nasıl olacak bunlar?

En azıdan buraya kadar okuduysanız, bazı şeylerin farkına az buçuk vardığınızı varsayıyorum.

Odağınız ne kadar dar olursa, kırıkları o kadar çok olur. O yüzden geniş bir pencereden bakın, dürbünleri atın elinizden. ( Şimdi biri o pencereye taş atıp kırarsa, dediğinizi duyar gibiyim )

İşte o yüzden, mutfak penceresinden değil, dışarısında sadece karşı duvar olan oda penceresinden bakacaksınız. Önce, ne istediğinize karar verin. Sonra, bu istekleri karşılayacak alt yapı ve gereksinimler sizde mevcut mu? Ona bir bakın.

Sadece eğitim alanında demiyorum. Mesela, arzunuz iyi bir ses sanatçısı olmaksa; öncelikle güzel sanatlarda onun eğitimini alabileceğiniz kadar özgün bir yoruma ve arzuya sahip misiniz? Onu bir gözlemleyin. Sonuçta, eğitim merkezleri; size eğiliminiz olan konuda eksiklerinizi gidermek için eğitim veriyor. O açıdan, sesinizin güzel olmaması oraya gitmenize engel değil. Elbette doğru nefes egzersizleri ve diyafram kullanımı ile en sonunda doğru tonda okumaya başlayacaksınız.


Bir şeyi sevin. Onu “ Ya sonra? “ diye kafanızda kurmadan sevin. “ Bilgisayarı seviyorum, programlama eğitimi almak istiyorum ama bu bana ileride iş bulmam konusunda yardımcı olacak mı? ” diye düşündüğünüz anda, siz yine garantici bir eğilim içerisinde hapsolmuşsunuzdur demektir.

Emre Kurttepeli diye bir isim vermek istiyorum şu an size. Hiç değilse bile, onun girişimi olan bir projeden ya bir mail adresi aldığınızı, ya okey & tavla & çanak şampiyonluğu kazandığınızı, ya bir yarışmadan ödüle layık görüldüğünüzü, ya da ilk web sitenizi tüm amatörlüğünüz ile yaptığınızı bilmenizi isterim. Türkiye’nin ilk özel internet servis sağlayıcı Fornet’in ve şuan Mynet dâhil 5 büyük Türk internet girişiminin başındaki isim.

Ve ailesinin bir aile şirketi vardı. O da bilirdi, ailesinin işlerini devralarak aynı çizgide devam etmeyi.

Birkaç farklı alanı kafanızda tasarladıktan sonra, imkânlarınızın el verdiği ölçüde önce kendinize yatırım yapın. Benim verdiğim örneklerle alakalı olarak, illa para dökerek özel kurslar görmenize hiçte gerek olmadığını zaten birçoğunuz biliyordur. Şuan bile, izlediğiniz dizilerin tekrarlarını izlemek için girdiğiniz o global video portalında, yüz binlerce eğitim video zaten hali hazırda var.

Çok mu uzattık?

Evet, haklısınız. Ama ne yapalım? Eğitiminden ekonomik durumuna günden güne iç açıcı bir tablo çizmeyen günümüzde; gençlerin var olan potansiyellerinin farkında olmasını istiyoruz sadece. İş yok demeyin, birde fırsatları deneyin istiyoruz.

Çok mu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aysel Gözey - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak OKU HABER Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan OKU HABER hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler OKU HABER editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı OKU HABER değil haberi geçen ajanstır.



Anket Erken seçim olsa hangi adaya oy vermeyi düşünürsünüz?