İstanbulun Fethi İle İlgili Gerçekler!!

Bugün sizlere, Cihan kahramanı olarak adlandırılan, II.Mehmet'in İstanbul'un Fethederken yaptıkları konusunda bilgi vereceğiz. Şimdi gelin birlikte İstanbul'un Fethi İle İlgili Gerçekler!! e bakalım.

İstanbulun Fethi ve Hazırlıkları

II.Mehmed, Karaman seferinden döner dönmez, Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı yaptırdı.

İstanbul surlarının kalınlığı ve yüksekliği Osmanlı ordusu için büyük bir dezavantajdı. II.Mehmed daha önce ataları tarafından dört defa kuşatılan, ancak surları bir türlü aşılamayan şehri fethetmek için farklı metotlar kullanması gerektiğinin farkındaydı.

Sultan, kuşatma taktikleriyle ilgili kitaplar okudu ve kuşatma planları yaptı. Genç padişah kuşatmanın uzun sürmesi halinde, Avrupa'dan askeri yardım geleceğini hesaba kattığından şehrin kısa sürede ele geçmesini planlamıştı. II.Mehmet, tahta geçip, İstanbul'un fethini gündeme aldığında o zamana kadar savaş tarihinde etkili olarak kullanılmayan topların aşılmaz surları geçmek için, en etkili araç olabileceğini anlamıştı. Bu yüzden Saruca Usta'nın kontrolünde Edirne de yoğun bir şekilde irili ufaklı toplar döktürttü. 1452 yılında Bizans'tan istediği ücreti alamadığı için İstanbul'dan alınan Macar asıllı mahir bir top döküm ustası olan Urban, Osmanlı hizmetine girdi.

Topların hazırlanmasının yanı sıra kale kuşatmasında etkin şekilde kullanılan lağım, yani toprağın altından tünel kazılarak surların altında patlatma yöntemi için de başta 300 sırp madenci olmak üzere birçok tünel kazıcıyı ordusunda istihdam etti. Osmanlı ordusunda Müslümanların yanısıra Alman, Macar ve Çek gibi birçok usta da mevcuttu.

II.Mehmet, Bizans'ın surları zayıf olan Halic'e düşman donanmasının girmesini engellemek için Haliç'in ağzına zincir çektiğini biliyordu. Küçük gemilerden oluşan Osmanlı donanmasının bu zinciri geçememe ihtimaline karşın, Rumelihisarı'nın inşası sırasında, gemileri karadan çekerek Haliç'e indirmek için hazırlıklar yaptırttı.

Sınırlarda düşman saldırısına karşı bırakılan askerler dışında bütün Osmanlı ordusu, kuşatmaya çağrıldı. Anadolu askerleri önceden gelerek karşıya geçtiler. Tımarlı sipahiler, azepler, yeniçeriler, diğer kapıkulu askerleri ve ganimet için savaşmaya gelenlerle beraber, Osmanlı ordusu 70-80 bin kişiye ulaşmıştır. Orduda ayrıca askerin moralini yükseltmeke gelen şeyhler ve dervişlerde vardı.

[caption id="attachment_147091" align="aligncenter" width="300"] İstanbul Fethinin Hazırlıkları[/caption]

II.Mehmed kuşatma esnasında gerek şehri daha iyi sıkıştırmak, gerekse İstanbul'a yardım gelmesini engellemek için donanmanın oynayacağı büyük rolün farkına varmış ve birçok yeni gemi inşa ettirmişti.

Kuşatmadan önce, Rumeli Beylerbeyi Karaca Bey, ordunun İstanbul'a gidiş yolunu geçişe uygun hale getirip, surların önündeki engelleri de ortadan kaldırarak bölgeyi kuşatmaya hazır hale getirmiştir. Artık herşey kuşatma için hazırdı.

İstanbulun Fethi Sırasında: "Şehirde Latin külahı Görmektense Türk Sarığını Yeğlerim"

İmparator Konstantin halkın tepkisine rağmen adım adım yaklaşan tehlikeye karşı Avrupa dan yardım almak için son çare olarak papaya Ortodoks Kilisesini Katolik Kilisesiyle birleştirmeye hazır olduğunu bildirdi. Bazı Bizans ileri gelenleri ve din adamları kiliselerin birleştirilmesi kararını destekliyordu. Halkın ve din adamlarının çoğu ise olup biteni protesto ettiler. En güç şartlarda bile, Ortodoksluktan vazgeçmeyen Bizans halkı, Latinler'e borçlu kalmaktansa Osmanlılar tarafından yönetilmeyii tercih ediyordu. Nitekim kiliselerin birleşmesine karşı çıkan lideri, Gennadius'un müttefikleri arasında en başta geleni Grandük Notaras, Bizanslıların duygularını "Şehirde, Latin külahı görmektense, Türk sarığını yeğlerim" diye en veciz biçimde ifade etmiştir.

İstanbulun Fethi ve İstanbul Kuşatması

Osmanlı ordusu, 23 Martta Sultan II.Mehmet'in kumandasında Edirne den İstanbul'u kuşatmak için hareket etti. 2 Nisan da ilk Osmanlı kuvvetleri surların önüne geldiler. Osmanlı hükümdarı 6 Nisan da İslami geleneklere uygun şekilde imparatordan şehrin teslimini istedi, ancak bu kabul edilmedi. 6 Nisan gecesinden itibaren surlar top ateşiyle dövülmeye başlandı. 9 Nisan da Baltaoğlu Süleyman Bey idaresindeki Osmanlı donanması Haliç'e gerilen zinciri geçmeye teşebbüs etti ama başarısız oldu.

Osmanlılar Bizanslılar'ın toparlanmasına fırsat vermemek için kuşatma boyunca surları yoğun topcu ateşiyle dövdüler. Müdafiler açılan gedikleri kapatıyor, surların yıkılan kısımlarını fıçılar , toprak ve diğer malzemelerle dolduruyorlardı.

18 Nisan da günlerdir devam eden top atışları sonucunda tahrip edilen Bayrampaşa Deresi yönünde dış surlara yönelik ilk hücum gerçekleştirildi, ancak bu başarısız oldu.

İstanbul'a yiyecek ve yardım getiren üç Ceneviz gemisi ve bir Bizans nakliye gemisi 20 Nisan da şehrin önlerinde göründü. Osmanlı donanması dört gemiyi Yenikapı önlerinde karşıladı. Şiddetli lodosta manevra yapamayan kürekli Osmanlı Gemilerini kolayca yaran yüksek bordolu Ceneviz gemileri Haliç'e girdi. Bu başarısızlık Osmanlı ordusunda büyük bir moral bozukluğuna neden oldu. Kuşatmanın kaldırılmasıyla ilgili fikirler daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.

Ordunun ruh halini ve olumsuzluklarnı vaktinde teşhis eden Akşemseddin, Sultan II.Mehmed'e sert ifadelerle dolu bir mektup yazdı. Fetih taraftarlarının muzaffer olacağını müjdeleyen Akşemsettin, padişahtan sert tedbirler almaktan kaçınmamızı istedi.

[caption id="attachment_147092" align="aligncenter" width="300"] İstanbul Kuşatması[/caption]

Akşemseddin'in mektubuyla kendini toplayan Fatih, 21 Nisan da bozgunun sorumlusu olarak gördüğü, Kapudan-ı Derya, Baltaoğlu Süleyman Bey'i azledip, yerine Hamza Bey'i tayin etti. Çok önceden hazırlanmış plan uygulamaya konuldu. Ormanda inşa edilmiş ve donanmaya ait bir kısım gemiler 21-22 Nisan da karadan çekilerek Haliç'e indirildi.  70 kadar geminin Haliç'te ansızın görülmsi önceki başarısızlığın üstünü örttüğü gibi, askerin maneviyatını da yükseltti.

Surlar top ateşiyle dövülmeye devam edildi. Kuşatma sırasında meydana gelen önemli bir gelişme de topların topların havan topu şeklinde kullanılmasıdır. Havan topu, kuşatma esnasında Galata sırtlarından Haliç de bulunan gemilerin vurulması için kullanıldı.

16 Mayıs da kazılan büyük tünelle surların altından geçirilerek şehir içine kadar girildi. Ancak Bizanslılar tüneli keşfederek, karşı tünelle çökerttiler. 18 Mayıs da yürüyen büyük bir kule ile surlara yapılan hücum da başarısızlıkla sonuçlandı. Bizanslılar, kuleyi yakarak imha ettiler.

Şehrin savunmasında en büyük rolü oynayan Cenevizli Guistinianı'nın yaralanıp, Haliç te ki gemisine gitmesi, şehrin savunmasını tamamen çökertti. Topkapı civarında surlara çıkan Türk askerlerini gören Bizanslılar haykırarak şehre kaçmaya başladılar.

Şehrin içlerine doru hemen hemen her taraftan akan Osmanlı askerleri, birçok esir alarak Aksaray da birleştiler ve Ayasofya ya doğru ilerlediler. Öğlen olduğunda şehir tamamen Türklerin eline geçmişti. Konstantiniyye fethedilmişti, artık II.Mehmed İslam dünyasının en şanlı hükümdarı ve Fatih'iydi.

Fatih İstanbul'da

Şehir tam olarak Osmanlılar eline geçince artık Fatih ünvanını kazanmış olan II.Mehmed yeniçerileri ve vezirleriyle birlikte şehre girdi. Kafile şehrin sokaklarından geçerek, Ayasofya ya geldi.  Burada atından inen genç hükümdar, yerden aldığı bir avuç toprağı kavuğunun üzerine serpti. Bu hareketiyle Allah'a sığındığını belirtiyordu. Ayasofya ya girdi. Bir müddet sessizce bekledi. Belki de bu zafer için şükrediyordu. Bu sırada bir askerin kilisenin mermerlerini sökmeye çalıştığını gördü. Askere kızarak, bunların ganimet olmadığını söyledi. Bu yapılar padişahındı.

Kilisenin içerisinde korku ile bekleşen Bizanslılar'ın emniyetleri sağlanarak evlerine götürülmelerini söyledi. Daha sonra kilisenin camiye dönüştürülmesini emretti. Ulemadan biri ezan okudu. Fatih namaz kıldı.

[caption id="attachment_147093" align="aligncenter" width="219"] Fatih İstanbul'da[/caption]

İstanbulun Fethi ve Yankıları

İstanbul dan kaçanların Ege de ki adalara varmasından sonra, İstanbul'un düştüğü haberi her yere yayıldı. Haber Venedik Senatosuna ulaştığında salonu derin bir sessizlik kapladı. Senato üyeleri korku ve şaşkınlık ile birbirlerine baktılar. Ardından ağıtlar, çığlıklar birbirini takip etti. Kimisi saçını başını yolarken, kimisi de göğsünü yumrukluyordu.

[caption id="attachment_147094" align="aligncenter" width="300"] İstanbul Fethinin Yankıları[/caption]

Hristiyan dünyası bugün bile atlatamadığı şoka girmişti. Kimse bu duruma inanamıyordu. Bazıları Bizan'ın yardımına gidilmediği için Avrupa da ki Hristiyan Devletleri suçlarken, bazıları da Bizanslılar'ın işledikleri günahların sonucunda bunların olduğunu ifade ediyordu.

 

 

- OKU HABER, Güncel bölümünde yayınlandı
https://www.okuhaber.com/haber/3438963/istanbulun-fethi-ile-ilgili-gercekler