İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nelerdir? Türk Ceza Hukuku Kapsamında İfade Alma ve Sorgu

0 2

İfade alma ve sorguda yasak usuller nelerdir? Türk Ceza Hukukumuz, şüphelinin ya da sanığın verdiği beyanın özgür iradesine dayanmasını esas almıştır. Bu nedenle ifade almada ve sorguda yasak usuller de Ceza Muhakemesi Kanunu ile düzenlenmiştir. Peki, ifade alma ve sorguda yasak usuller nelerdir?

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller | Şüpheli ve Sanık Ne Demektir?

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nelerdir? Türk Ceza Hukuku Kapsamında İfade Alma ve Sorgu
İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nelerdir? Türk Ceza Hukuku Kapsamında İfade Alma ve Sorgu

İfade alma ve sorguda yasak usuller geçmeden önce şüpheli, sanık, ifade alma ve sorgu kavramlarının açıklanması gerekir.

Türk Ceza Hukukuna göre, soruşturma evresinde (savcılık aşamasında) suç şüphesi altında bulunan kişiye “şüpheli” denilir. Soruşturma bitiminde iddianame ile dava açılıp, mahkeme önünde kovuşturmanın başlaması ile birlikte şüpheli, “sanık” durumuna gelir.

Yani bir başka ifade ile soruşturma aşamasında hakkında suç şüphesi bulunan kişi “şüpheli”, kovuşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişi ise “sanık” olarak adlandırılır. İfade alma nedir? Sorgulama ne demektir ayrıntılı bilgi almak için yazımıza göz atabilirsiniz. 

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nedir?

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nelerdir? Türk Ceza Hukuku Kapsamında İfade Alma ve Sorgu

Şüphelinin soruşturma aşamasında,  kolluk görevlileri (polis, jandarma, sahil güvenlik) ya da Cumhuriyet savcısı tarafından üzerine atılı suçla ilgili olarak dinlenmesine “ifade alma” adı verilir.

Sorgu ise, şüpheli ya da sanığın hakim veyahut mahkeme tarafından üzerine atılı suçla ilgili olarak dinlenmesidir. Bu anlamda sorgu, soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hakimi tarafından, kovuşturma aşamasında ise davanın açıldığı mahkeme tarafından yapılır.

Örneğin insan öldürme suçundan şüpheli kişi, soruşturma aşamasında tutuklamaya sevk edildiğinde sorgusu Sulh Ceza Hakimi tarafından yapılırken, kişi hakkında dava açıldığında yani kovuşturma evresinde sorgulaması görevli ve yetkili Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Bu ifade alma ve sorguda yasak usuller arasındaki temel fark ise, ifade almanın kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması, sorgunun ise mutlak surette hakim tarafından yerine getirilmesidir.

İfade Alma ve Sorgu İçin Yasal Düzenleme

İfade ve Sorgu usulü 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 147 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

İfade alma ve sorguda yasak usuller kapsamında ise aynı kanunun 148. maddesinde yer verilmiştir. Madde düzenlemesine göre;

“(1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir”

Hükümlerine yer verilmiş ve böylece şüpheli ve sanığın ifadesinde başvurulamayacak usuller belirlenmiştir.

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller Nelerdir?

Bu düzenleme kapsamında, şüpheli ya da sanığın vereceği beyan kendi özgür iradesine dayanmalıdır. İfade alma ve sorgu esnasında şüpheli ya da sanığa herhangi bir müdahalede bulunulmamalıdır. Örnek olarak;

·      Kötü davranma,

·      İşkence,

·      İlaç verme,

·      Yorma,

·      Aldatma,

·      Cebir ya da tehditte bulunma,

·      Bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yasak ifade alma ve sorgu yöntemleri olarak kanun düzenlemesinde sayılmıştır. Ancak bu sayılanlar örnek niteliğinde olup, kişinin özgür iradesini etkileyebilecek her türden davranış ve müdahale yasak sorgu usulü olarak kabul edilir.

Yine kanuna aykırı bir vaatte bulunulması da bu anlamda ifade alma ve sorguda yasak usuller için bir yöntemdir.

Bu şekilde yani yasak usuller ile alınan bir ifade, sonradan rıza gösterilmiş olsa dahi soruşturmada ya da kovuşturmada delil olarak kullanılamaz.

 

Müdafii Olmadan Kollukta Alınan İfadenin Hukuki Durumu

Yine Ceza Muhakemesi Kanunu 148/4 düzenlemesi uyarınca, kollukça (yani polis, jandarma ya da sahil güvenlik görevlileri tarafından) alınan ifade ise hakim ya da mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadan, kurulacak hükme esas alınamaz.

Bir Cevap Yazın