Tahliye Kararına Rağmen Serbest Bırakılmayan Osman Kavala "Tutukluluğum Manevi İşkence Haline Gelmiştir" Dedi

Gezi Davası’ndan tahliye kararı alan iş insanı Osman Kavala daha sora 15 Temmuz darbe girişimiyle suçlanmış ve tutuklanmıştı. Bugün hakim karşısına çıkan Osman Kavala, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Silivri Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı ve "Gerçeklikten bu kadar kopuk, bu kadar tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek bir ihlal, bir beraat, iki defa da tahliye kararına rağmen yıllarca tutuklu kalmam, sıradan bir hak ihlali değildir, benim için bir tür manevi işkence haline gelmiştir" dedi.

Osman Kavala, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmak ile Suçlanıyor

Daha önce Gezi Davası’nda yargılanan ve tahliye edilen Osman Kavala bu defa 15 Temmuz darbe girişimiyle yargılanıyor. Kavala’ya Türk Ceza Kanunu 309.maddesi gereğince ‘’cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmak’’ suçlaması yöneltiliyor. Ayrıca 328.madde uyarınca da ‘’siyasal ve askeri casusluk’’ suçlamalarında bulunuluyor. Osman Kavala için ağırlaştırılmış müebbet ve de 20 yıl hapis cezası isteniyor.

Osman Kavala Savunma Yaptı: Suçlamalar Dünya Görüşüme Taban Tabana Zıttır

Osman Kavala bugün İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savunmasını yaptı. Kavala, suçlamaların dünya görüşüne tamamen zıt olduğunu şu savunma ile dile getirdi:

"Bu iddianamedeki suçlamaların hiçbiri, olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmamıştır. Bunlar, dünya görüşüme, etik değerlerime ve sorumlu olduğum sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin amaçlarına taban tabana zıt iddialardır. Somut delillerin yokluğunda, iddialar birbirlerinin gerekçesi haline getirilmiş, suçlamalar iç içe geçirilerek suçlu olduğuma dair algı yaratılmasına gayret edilmiştir. Hiçbir dayanağı olmayan, yasal temele uymayan casusluk suçlamasını öne sürmek için beraatle sonuçlanan Gezi davasındaki temelsiz iddialar yeniden kullanılmıştır.’’

‘’ Casusluk Faaliyetinde Bulunmak için Sivil Toplum Çalışmaları Yaptığıma Dair Kurgu da Tamamen Gerçeklerden Kopuktur’’

Osman Kavala, casusluk yaptığına dair gerçekleştirilen suçlamalara da şu savunma ile itiraz etti:

‘’15 Temmuz darbe girişimine katılmış olduğum suçlaması gibi casusluk faaliyetlerinde bulunduğum suçlamasında da, Henri Barkey’le yoğun temas içinde olduğum iddiası, kanıt olarak kullanılmaktadır. Henri Barkey’e herhangi bir bilgi, belge ilettiğim gösterilemediği gibi, yoğun temasta olduğuma dair de hiçbir bulgu yoktur. Casusluk faaliyetinde bulunmak için sivil toplum çalışmaları yaptığıma dair kurgu da tamamen gerçeklerden kopuktur. Delil yerine casuslukla ilgili komplo teorileri anlatılmakta, Anadolu Kültür hakkında olgusal temele dayanmayan, niyet okumalar, akıl yürütmeler yapılmaktadır. İddia makamının, sivil toplum kuruluşlarının casusluk faaliyetinde bulunduğuna dair soyut analizleri bağlamında, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yabancı ülkelerin sivil toplum kuruluşlarını istihbarat faaliyetlerinde aktif olarak kullanmaya başladıkları ifade edilmiştir. İddia makamı, Soğuk Savaş döneminde yürütülen siyasi - ideolojik faaliyetlerle, ülkemizde demokrasiye katkı sağlayan sivil toplum hareketini kasıtlı olarak karıştırmaktadır.’’

Kavala: Bu İddianame Umarım Türünün Son Örneği Olur

Osman Kavala kendisinin tahliye kararına rağmen tutuklu bulunmasının işkence haline geldiğini ve bu iddianamenin türünün son örneği olacağını umduğunu şu sözlerle dile getirdi:

‘’Anadolu Kültür’ün ayrımcılığı körüklediği, vatandaşlarımızın devletle bağlarını zayıflatma amacı güttüğü, çirkin bir iftiradır. Etnik köken ya da inançları nedeniyle azınlıkta olan vatandaşların devletle bağlarının güçlü olması için kendilerini toplumun eşit bireyleri olarak görmeleri, böyle hissetmeleri gerekir. Sorunlarını özgürce ifade edebilmeleri ve deneyimlerini toplumun diğer bireyleriyle paylaşabilmelerinin de eşitliğin gereği olduğuna inanıyorum. Yirmi yıldır ülkemizin çeşitli şehirlerinde gerçekleşen Anadolu Kültür etkinlikleriyle ilgili olarak, bugüne kadar, Valilik, Emniyet, MİT yetkilileri ve savcılar casusluk faaliyeti yapıldığından şüphe etmediler. Buna rağmen iddia makamının bu faaliyetlerde casusluk amacı güdüldüğünü iddia etmesi, ülkemizin devlet kurumlarının işleyişini ve denetim kapasitelerini hafife almak anlamına da gelmektedir. Gerçeklikten bu kadar kopuk, bu kadar tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek bir ihlal, bir beraat, iki defa da tahliye kararına rağmen yıllarca tutuklu kalmam, sıradan bir hak ihlali değildir, benim için bir tür manevi işkence haline gelmiştir. Umarım yurttaşlarımızın özgürlüklerinden mahrum kalmasına yol açan, temelsiz, delilsiz, mantıksız suçlamaların en aşırılarını içeren bu iddianame türünün son örneği olur."

- OKU HABER, Güncel bölümünde yayınlandı
https://www.okuhaber.com/haber/5895741/tahliye-kararina-ragmen-serbest-birakilmayan-osman-kavala-tutuklulugum-manevi-iskence-haline-gelmistir-dedi